Acı nedir? Acı ne demek?

Nedir Murat Abi 73 views
sponsorlu reklam

Acı nedir? Acı ne demek?

Acı kısaca anlamı, tanımı:

  • Bazı maddelerin dilde bıraktığı yakıcı duyu, tatlı karşıtı.
  • Kırıcı, üzücü, incitici, dokunaklı, kötü.
  • Çarpıcı, göz alıcı (renk).
  • Tadı bu nitelikte olan.
  • Ölüm, yangın, deprem vb. olayların yarattığı üzüntü, keder, elem
  • Herhangi bir dış etken dolayısıyla duyulan rahatsızlık, ızdırap.
  • Keskin, şiddetli.

“Acı” cümle içerisindeki kullanımı

  • Acı poyraz kuvvetle esiyordu.” – O. Kemal
  • Acı kahvesini yudumluyordu.” – T. Buğra
  • Acıyı sever.
  • İnsan, ölümün acısını en çok günün iki uzak saatinde hissetmektedir.” – Y. Z. Ortaç
  • Omuzlarına kadar vücudun derisini haşlayan bayıltıcı yanma acısı ve dehşeti çok sürmedi.” – P. Safa

Acı ile ilgili Atasözü, Deyimler, Birleşik Sözler veya Fiiller

  • Acı bal: Deli bal.
  • Acı tatlı: Şöyle böyle.
  • Acı badem: Gülgillerden, dikenli veya dikensiz, meyvelerinin kabukları kalın, çekirdekleri küçük olan bir tür badem ağacı (Amygdalus amara). Bu ağacın hidrosiyanik içermesinden dolayı fazla tüketildiğinde zehirlenmeye sebep olan, krem, koku ve ayakkabı boyası yapımında kullanılan acımtırak, keskin kokulu meyvesi.
  • Acı balık: Sazangillerden, Avrupa’da ve ülkemiz göllerinde yaşayan, 8-10 santimetre uzunluğunda bir balık, gördek (Rhodeus amarus).
  • Acı su: İçindeki minerallerin etkisiyle tadı sert olan kuyu veya pınar suyu.
  • Acı sakız: Çam sakızı.
  • Acı söylemek: olumsuz bir davranış karşısında gerçeği olduğu gibi söylemek
  • Acı haber: Genellikle felaket veya ölüm bildiren söz veya haber.
  • Acısına dayanamamak: bir kimse, bir yakınının ölümünden, kaybından büyük üzüntü duymak.
  • Acı acıyı keser, su sancıyı: “bir güçlüğü yenmek için başka bir güç yola başvurulmalıdır” anlamında kullanılan bir söz.
  • Acı patlıcanı kırağı çalmaz: “herhangi bir duruma alışkın olan kimseyi benzer kötü durumlar etkilemez” anlamında kullanılan bir söz.
  • Kalp acısı: Yürek acısı.
  • Acısını görmek: bir yakınının ölümünü görmek.
  • Yürekler acısı: Çok acıklı.
  • Acı fren: Hızla yapılan fren.
  • Acı acı: Üzüntülü bir biçimde, dokunaklı olarak. Sert ve keskin bir biçimde.
  • Acı kuvvet: Sert, etkili, zorlu kuvvet.
  • Acı marul: Birleşikgillerden, tadı acı, yaprakları dişli, sürgününden çıkan sütü uyuşturucu ve yatıştırıcı olarak kullanılan iki yıllık bir bitki (Lactuca virosa).
  • Acısını çıkarmak: acılığını yok etmek. uğradığı maddi veya manevi zararı giderici bir iş yapmak. öç almak.
  • Acı gerçek: İstenmediği hâlde karşılaşılan sıkıntılı durum. Kaçınılmaz durum.
  • Acı yeşil: Çarpıcı, göz alıcı yeşil. Bu renkte olan.
  • Yürek acısı: Yürekten duyulan acı, iç acısı, kalp acısı.
  • Acı yonca: Kızılkantarongillerden, bataklık yerlerde yetişen, kötü kokulu ve çok acı olan yaprakları hekimlikte kullanılan bir bitki (Menyanthes trifoliata).
  • Acı bakla: Termiye.
  • Acı yavşan: Tüylü dalak otu.
  • Acısı ortaya çıkmak: olumsuz sonucu yavaş yavaş ortaya çıkmak.
  • Acı ot: Kuzey Anadolu dağlarının ormanlarında yetişen, toprak altında bilek kalınlığında kökü bulunan çok yıllık ve otsu bir bitki (Tamus communis).
  • Ciğer acısı: Evlat acısı.
  • Acıkara: Sık, yuvarlak ve küçük taneli bir tür ekşi üzüm.
  • İçler acısı: Çok acıklı, üzüntü veren.
  • Acı çiğdem: Zambakgillerden, 10-30 santimetre boyunda, şerit yapraklı ve açık renk çiçekli, tohumları romatizma tedavisinde kullanılan zehirli bir tür çiğdem, güz çiğdemi (Colchicum autumnale).
  • Acı meyan: Dikenli meyan.
  • Acı (veya acılar) görmek: kötü günler yaşamak.
  • Acı pelin: Pelin.
  • Acı ağaç: Sedef otugillerden, sıcak ülkelerde yetişen, kabuğu ve odunu hekimlikte kullanılan küçük bir ağaç, kavasya (Quassia amara).
  • Kuyruk acısı: Hınç, alınacak öç.
  • Acı kavak: Titrek kavak.
  • Acı hıyar: İt hıyarı.
  • Evlat acısı: Çocuğu ölen kişinin duyduğu üzüntü, ciğer acısı, ciğer yarası.
  • Acı söz: Kişinin onuruna dokunan, gönlünü inciten söz.
  • Acı ceviz: Genellikle Kuzey Amerika’da yetişen, güzel görünüşlü bir tür ceviz.
  • Acı elma: Ebucehil karpuzu.
  • Acısını almak: sıkıntısını, üzüntüsünü azaltmak. sızıyı dindirmek.
  • Acı çekmek (veya duymak): ağrı, sızı duymak. üzülmek, üzüntü içinde kalmak.
  • Acı vermek: birinin üzülmesine sebep olmak, incitmek.
  • Acı kök: Lohusa otu köklerinin kurutularak dövülmesiyle elde edilen acı bir toz.
  • Acısı çıkmak: bir şeyin olumsuz, kötü sonucu bir süre sonra ortaya çıkmak.
  • Acısını çekmek: yapılan yanlış bir işin doğurduğu sıkıntı ve üzüntü içinde bulunmak.
  • Can acısı: Vücudun herhangi bir yerinde duyulan şiddetli acı.
  • (birinin) acısını almak: sıkıntısını, üzüntüsünü azaltmak. sızıyı dindirmek.
  • Acı gelmek: dokunmak, kırmak, üzmek.
  • Acısını bağrına (veya içine) basmak (veya gömmek): bir üzüntüye, sıkıntıya yakınmadan katlanmak.
  • İç acısı: Yürek acısı.
  • Acı karpuz: Ebucehil karpuzu.
  • Acı kavun: Ebucehil karpuzu.
  • Acısı içine (veya yüreğine) çökmek (veya işlemek): bir şeyin acısını derinden duymak. kötü bir şey olacağını düşünerek önceden üzülmek.

Sosyal Ağlarda Paylaş

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Yandex.Metrica