Kapat

Babil’in Asma Bahçeleri Gerçek Bir Efsane mi?

Anasayfa
Tarih Babil’in Asma Bahçeleri Gerçek Bir Efsane mi?

Babil’in Asma Bahçeleri, Dünya’nın yedi harikasından biriydi ve Irak’ta Babil şehri olan şimdiki Hillah yakınlarındaki Babil’in eski şehrinde inşa edildiği söylenmektedir. Babil metinlerinde bahçelerden bahseden kesin bir şey yoktur ve kesin bir arkeolojik delil de bulunmamıştır.

Bir efsaneye göre, Babilin Asma Bahçeleri Babil Kralı İmparator II. Nebukadnezar tarafından memleketinin yeşil tepelerini ve vadilerini özleyen eşi Kraliçe Amytis (Amitis) için oluşturulmuştur. İmparator II. Nebukadnezar “The Marvel of the Mankind (İnsanlık Harikası)” olarak bilinmiş hale gelen büyük sarayı da inşa ettiren kişidir. Delil olmayışının sebebi Asma Bahçelerin tamamen efsanevi olduğudur.

Eski metinlerde Babil Bahçenin Tasfiri

Josephus bahçeleri tanımlarken Berassus’dan alıntı yapmıştır. Berassus, II. Nebukadnezar’ın hükümdarlık dönemini tanımladı ve Asma Bahçelerin yapısını anlatırken;

Bu yeri yüksek duvarlarla, sütunlarla destekleyerek inşa etmiştir; cennetin bahçesi olarak anılan bu yeri kısa ağaçlarla doldurdu, tam anlamıyla dağlık bir manzara haline getirdi. Bu kraliçeyi memnun etti, çünkü kraliçe Media da büyümüştü ve dağlık manzaralara düşkündü. Şehrin yanında bulunan, Asma bahçe olarak bilinen,Semiramis’den sonraki Suriye kralı tarafından cariyelerden birinin ricası üzerine yaptırılmıştır. Cariye hakkında Fars ırkından olduğunu ve memleketindeki dağlarının çayırlarına özlem duyduğunu söylenir.

Bahçeye giriş bir yamaç gibi eğim aldığı ve bazı yapılar birbirlerinin üzerinde yükseldiği için yapı bir bütün olarak tiyatroyu andırmaktadır. Yükselen teraslar yapıldığında, orada bahçenin bütün ağırlığını taşıyabilen ve yavaş yavaş diğer girişin üstünde yükselen o geçitlerin altında inşa edilmiştir ve 50 kubit yüksekliğindeki yukarıdaki geçit şehrin mazgallarının duvarlarının çevresine yapılan parkın en üst düzeyini delmektedir.

Ayrıyeten büyük masraflarla yapılan duvarların kalınlığı 22 fit ve geçit yolunun iki duvarı arasındaki mesafe 10 fit genişliğindedir. Işık altındaki ilk tabakada büyük miktarda ziftin içinde kamışlar, ikinci tabakada çimentoyla birleştirilmiş pişmiş tuğlalar ve üçüncü tabakada kurşun kaplama, son olarak nemin nüfuz etmemesi için toprak kullanılmıştır. Buranın üstüne büyük ağaçların kökleri için toprak yığılmıştır ve bu yer düzeltildiğinde seyircilere memnuniyet verebilecek büyüklükte ve cazibede her çeşit ağacın dikilebileceği kalınlıktadır.

Geçitler diğerinin ötesindeki her çıkıntıyla tüm ışığı alır ve bunların çoğu kral konutunu kapsar. Sulama içinse makineler ve en üst yüzeyden yol gösteren bir geçit vardır. Gözle görülen hiçbir şey olmamasına rağmen makineler nehirden büyük ölçüde su çekmektedir. Şimdi bu park söylenildiği gibi sonradan yapılan bir inşaydı.

M.Ö. 4. yüzyılda Büyük İskender’in tarihçesi, Quintus Curtius Rufus (M.S. 1. yüzyıl) Cleiarchus yazısından bahsettiği Büyük İskender’in tarihi metninde;

“Babilllerin bir kalesinin çevresi 20 stad uzunluğa sahiptir. Kulelerin temellerinin 30 fit yerin altında yer alır ve surlar en yüksek noktanın 8 fit yükseğindedir. Asma bahçelerin tepelerinden, Yunan masallarında merakla bahsedilir.Onlar bir duvar kadar yüksekte ve cazibesini borçlu olduğu uzun boylu ağaçların gölgesindedir. Kolonlarla desteklenen bütün yapı taştan yapılma, bunların üzeri kalın bir toprak tabakasını taşıyabilecek güçte kare taşlarla döşenmiş bir yüzey ve sulama işlemi bu yüzeydeki suyla yapılır. Bu yüzden hemen hemen 50 fit yüksekliğinde ve 8 kubit kalınlığındaki gövdeleriyle ağaçların yapıları sağlamdır. Eğer doğal çevrelerinde yetiştirilebilirlerse bol miktarda meyve verirler.

Zamanın kademeli yıkıcılığının yanında doğanın ve insanında yıkıcı etkisi de olmasına rağmen bu gösterişli yapı zarar görmeden ayakta kalmıştır. Birçok ağaç köküne maruz kalmış olmasına karşın koca bir ormanı taşıyabilecek güçtedir. Burası 11 fit aralıklarla 20 metre kalınlığındaki duvarlarla bir alt yapısı vardır. Böylece bu uzaklık dağlardan sarkan ağaç etkisi sağlar. Bu gelenek ülkesini Babil’den yöneten Suriye kralının bir işidir. Ülkesinin ağaçlarını, ormanlarını özleyen eşi için yapmış ve zarif yapıyla doğanın güzelliğini taklit ederek eşini ikna etmiştir.

Strabon(M.Ö. 64 – M.S. 21) 4. yüzyıla ait Onesicritus’un kayıp bir bölümüne ait olduğu düşünülen bir paragrafında Asma Bahçeleri şöyle tarif eder;

“Babil, çok büyük bir ovaya uzanır ve 385 stad duvarla çevrilidir. Duvarların kalınlığı 32 fit, kulelerin yüksekliği 50 kubit ile 60 kubit arasındadır ve bu duvarların üstündeki geçitten dört at arabası diğerini rahatlıkla geçebilir. Bundan dolayı Asma Bahçeler Dünyanın Yedi Harikasından biri olarak anılır. Bahçenin şekli dikdörtgendir ve her kenar 4 plethra uzunluğundadır. Bu kareli küp benzeri temeller, birbiri ardına bulunan kemerli tonozlarda meydana gelir. Oyulmuş kareli temeller büyük ağaçlara imkân sağlayan toprakla pişmiş tuğla ve asfaltla inşa edilerek kaplanmıştır. En üstteki teras katlarına çıkış bir merdiven tarafından yapılır. Şehrin ortasından akan ve bahçenin yanından geçen 1 stad genişliğindeki Fırat nehrinden bahçeye bu amaçla atanan işçiler tarafından şu taşınır.

Bugün dahi kullandığımız Dünya’nın 7 harikası bu açıklama ile saygınlık kazanmıştır.

Asma bahçeleri sürülmüş toprak üzerindeki köklerinin toprağa sabitleniş çatı şeklindeki sistem üzerinde büyümesi ile toprakta değil havada yetiştirilir. Dört oymalı taş sütun aracılığıyla toprak altında kalacak şekilde ayarlanmıştır. Kirişler arasına aralarında çok az boşluk kalacak şekilde palmiye ağaçları dikilmiştir.

Bunlar yalancı kiriş görevi görür. Bu ahşap diğerlerinin aksine çürümez, ısıtıldığında ve basınç altında şişer ve büyümeyi köklerde sağlar. Çok derin toprak birikmiştir ve geniş yapraklı özellikle pek çok çeşit bahçe ağacı dikilmiştir ve her tür çiçekli bitki, kısacası izleyenlere neşe ve keyif veren her şey dikilmiştir. Bu yapay ekilebilen arazi sütunlar boyunca yürüyenlerin başları üstündedir. En yüksek düzeyde yürünüldüğünde çatıdaki toprak tıpkı normal bir yerdeki derin toprak gibi sıkı ve tahribatsız durur. Yapıda bulunan su kemerleri yüksek yerden su getirir. Kısmen suyun yokuş aşağı düzgün bir şekilde inmesini sağlar. Su yukarı çıkarılacağı zaman ise bu olay vidalar ve spiral makineler yardımıyla basınç yoluyla yapılır.

Bilim ve çelişki

Babil ile ilgili çağdaş kaynaklardaki belgelerin eksikliği nedeniyle asma bahçelerinin gerçek bir yapı veya şiirsel bir eser olduğu hususunda bâzı tartışmalar vardır. Nebuchadnezza’ın eşi Amyitis (veya diğer eşler) hakkında da bir söz yoktur. Heradobus II. Nebukadnezar’ın zamanlarında Babil hakkında yazmıştır fakat “Histories” adlı kitabında asma bahçelerinden söz etmemiştir.

Bugüne kadar Babil’de asma bahçeleri hakkında hiçbir arkeolojik kanıt bulunamamıştır. Bu delilin Fırat Nehri’nin altında varolması mümkündür fakat günümüzde bu delilleri güvenli bir şekilde çıkarmak mümkün değildir. II. Nebukadnezar’ın zamanında bu nehir şimdiki konumunun doğusunda akıyordu ve Babil’in batı kısmı hakkında az şey bilinmektedir. Rollinger Berassus’un bahçeleri Nebukadnezar’a (siyasi nedenlerden dolayı) devrettiğini ve efsaneyi başka yerden uyarladığını önerdi.

Yeni bir teori Babil’in Asma Bahçelerinin aslında Süryani kralı Sanherib (saltanatı M.Ö. 704-681) tarafından Ninova’daki sarayı için inşa edilmesini önermektedir. Stephanie Dalley iki yer arasında geçen yüzyıllarda karışık olduğunu öne sürmektedir ve Sanherib’deki saraylardaki geniş bahçeler II. Nebukadnezar’ın Babil’ine atfedilmiştir. Yeni keşfedilen Sanherib’e kayıtlı su kemerlerinin geniş bir sisteminin kazısını içermektedir.