Kapat

On the Way to Wedding – Julia Quinn / Kitap Özeti

On the Way to Wedding – Julia Quinn / Kitap Özeti

Julia Quinn

On the Way to the Wedding (2007)

Bridgerton serisi, 8. ve son kitap.
Gregory ile Lucy’nin hikayesi.

İlk olarak, Gregory Bridgerton yanlış kadına aşık olur.
İkinci olarak, aşık olduğu kadın başka birine aşıktı.
Üçünü olarak, Lucy Abernathy bu işe karışmaya karar verir ancak
Dördüncü olarak, Lucy, Gregory’e aşık olur ama bu çok uygunsuzdur çünkü
Beşinci olarak, Lucy, Lord Haselby ile nişanlıdır ancak
Altıncı olarak, Gregory Lucy’e aşık olduğunu anlar.
Ve bu karışık trafik herkesi zor durumda bırakır…

Kısa girişten de anlaşılacağı üzere, Bridgerton serisi eğlenceli bir hikaye ile sona eriyor. Kitap, Gregory’nin bir düğünü durdurmak için vargücüyle kiliseye koşmasıyla başlıyor. Geline aşkını ilan edip, sakın evlenme diyor ama…

Ve düğünden 2 ay önce… Gregory abisi Anthony ile ciddi bir konuşma yapıyor. Abisi artık evlenmen lazım deyince evleneceğim ama doğru kadını bulunca diye cevap veriyor. Garibim kitap boyunca ben aşık olduğumu nasıl anlayacağım diye düşünürken bir gün abisinin evinde Hermione Watson ile karşılaşıyor ve “işte doğru kadın” diye düşünüyor. Hikayenin esas kızı Lucinda ya da kısaca Lucy ise Hermione’nin en yakın arkadaşı.

Lucy, Hermione’nin sürekli ilgi toplamasına alışık ve kendisi yıllardır “pratik olarak” Davenport Kontu’nun oğlu Vikont Haselby ile nişanlı. Lucy’nin ailesi ölmüş, sadece bir abisi var. İkisini de amcaları Robert büyütmüş. Amcasının uygun gördüğünü kuzu kuzu kabul etmiş o da.

Bu arada aklı bir karış havada Hermione, babasının özel sekreteri Mr. Edmonds‘a aşık ve bu nedenle hiç kimse ile ilgilenmiyor. Ancak sorumluluk duygusu fazla gelişmiş Lucy, bunun uygunsuz olduğunu düşündüğü için Gregory’nin de ilgisini fark edince, ona yardımcı olmaya karar veriyor (Lucy, bana Anthony’nin karısı Kate’i hatırlattı kişilik olarak). Hermione’yi de Gregory konusunda ikna etmeye çalışıyor. Gerçi “o kadar beğendiysen sen alıver” diyor kız sonunda ama olsun. Lucy aralarını yapmak için uğraşırken ufak tefek karışıklıklar oluyor tabi. Bu arada da Gregory’nin ailesine ve kız kardeşlerine sıcak tavırlarından çok etkileniyor ve sonunda da Gregory’e aşık oluyor. Hermione, kahvaltıda Gregory ile karşılaşıyor. Biraz konuşuyorlar falan, sonra kız Gregory’den hoşlanmaya başladığına karar veriyor.

Bir sabah, Lucy’nin abisi Richard kardeşine düğünün öne çekileceğini söyleyip, amcasının evine götürmek için çıkageliyor. Kate, onu da kalması için davet ediyor. Bu arada Gregory, Hermione’nin Richard’a ilgisini fark edince kıskanıyor ve şüphesini Lucy’e de söylüyor. Ancak kız inanmıyor, onlar sadece abi-kardeş diyor ve tabii yanılıyor. Çünkü sonra Hermione, Richard ile yakalanıyor ve tez elden nişanlanıyorlar. Gregory, hayal kırıklığı ile fena halde sarhoş oluyor. Lucy ile koridorda karşılaşıyor ve tabii beklenen an… Gregory, Lucy’i öpünce aklı biraz başına gelir gibi oluyor. Ama kız artık “resmen nişanlı” olduğunu söylüyor ve evden ayrılıyorlar.

Aradan bir ay geçmiş. Hermione, Richard ile balayında. Lucy amcasının yanında ve hala Gregory’i düşünüyor ama düğününe de sadece 1 hafta kalmış. Hyde Park’ta karşılaşıyorlar. Konuşma sırasında nişanlısının kim olduğunu söyleyince, Gregory şok oluyor çünkü Haselby okuldan arkadaşı ve hakkında eşcinsel olduğuna dair dedikodular var. Garibim Lucy’nin bir şeyden haberi yok tabii. Meğer amcası ve nişanlısının babası yıllardır biliyormuş. Nişan da durumu kurtarmak için bir düzmeceden ibaret aslında.

Gregory, Lucy’i ablasının partisine davet ediyor. Annesinden de Daphne’ye Lucy’i davet ettirmesini istiyor. Neyse baloda onu arkadan görüyor. Başka biri sanıyor önce, yüzünü dönünce Lucy olduğunu fark ediyor ve bu arada ona aşık olduğunu da. Seninle konuşmam lazım diyor kıza ama nasıl? Burada Hyacinth imdadına yetişiyor. Hafiften Lucy’nin elbisesini yırtmış gibi yapıp, yukarıya çıkarıyor. Sonra Gregory gelip “Haselby ile evlenmemelisin” diyor ve dedikoduları anlatıyor (Bu bölümler oldukça eğlenceli). Sonra kızı sevdiğini söylüyor. Kız da onu sevdiğini ve amcası ile konuşacağını söylüyor. Ancak amcası ile konuşunca, amcasının gerçeği zaten bildiğini, Kont Davenport’un bir varis bırakmak için Lucy’i seçtiğini (oğlu olmasa da kendisi ile hem de) öğreniyor. “Baban bir vatan haini idi ve Kont’un elinde deliller var, bana şantaj yapıyor. Sen Davenport’a borcumuzun son bölümünü böyle ödeyeceksin.” diyor. Sonunda ölmüş babasının onuru ve abisinin her şeyini kaybetmemesi için razı olmak zorunda kalıyor. Gregory’e de “seni seviyorum ama doğru şeyi yapmam lazım” falan diyor ama gerçeği anlatmıyor. Sonra kitabın başındaki düğün sahnesine geliyoruz ve kız kilisede evet diyip, evleniyor.

Sonra Lord Haselby “Neden benimle evlenmeyi kabul ettin?” diye sorunca da yapmak zorundaydım diyor. Bu arada Gregory de kızın davranışlarından şüpheleniyor ve evlenmeye zorlandığını düşünüyor ama nedenini anlayamıyor. Sonra gizlice kızın odasına giriyor ve tabii neden diye soruyor. Kız ne desin! “Seni seviyorum ama seninle gelemem” diyor. Zorlayınca kız gerçeği anlatıyor. Gregory de kızı klozete bağlıyor ve “Nikahın iptali ve bir çözüm yolu bulmak için bana 1 saat süre ver” diyip gidiyor. Çıkarken Hermione ile karşılaşıyor. Zaten o da arkadaşının mutsuzluğundan şüphelenmiş. Yardım etmeye karar veriyor. Richard ile konuşurken Lucy’i sevdiğini söylüyor ve tam bu sırada Lord Haselby çıkageliyor. Gregory durumu anlatınca “Zaten ben de anlamamıştım neden beni kabul ettiğini” diyor. Konuşunca ortada delil falan olmadığını, amcasının kendi borçları yüzünden yalan söylediğini anlıyorlar. Aslında vatan haini olan da amcalarıymış.

Lucy’i almak için geri geldiklerinde banyonun boş olduğunu görüyorlar. Amcası Lucy’yi onlardan önce bulmuş çünkü. Neyse Gregory onları buluyor ve tabii kızı kurtarıyor. Sonra diğerleri de geliyor. Gregory, Lucy’nin amcasına ülkeyi hemen terk etmesini, Davenport’a da eğer nikahın iptaline izin vermezse, onu da suç ortaklığından krala şikayet edeceğini söylüyor. Haselby’e teşekkür ediyorlar ve tabii Mutlu Son…
Bu arada sonunda tam 9 tane çocukları oluyor